haluk's profileWindows Live alanıPhotosBlogListsMore Tools Help

Windows Live alanı

No list items have been added yet.
There are no photo albums.
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
    
Oct. 26
Aug. 1
Merhaba size bir armağan bırakıyorum sohbetimize her zaman bekleriz..Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz sohbet sayfasını silebilirsiniz.Hakkınızı helal eder misiniz?A.e.o kib http://www.xat.com/ASKINGOLGESI 
Get your own Chat Box! Go Large!
May 17
November 07

Konuşulan konu "Ve'l asr. Hüsrandadır insan."

 

Alıntı

"Ve'l asr. Hüsrandadır insan."

 

 

 

Hayır, hayır! Ayna karşısında bir makyaj değil bu. Ayna üzerinde! Kadın kendisini değil de aynadaki görüntüsünü süslemektedir. Makyajını aynanın yüzüne işlemektedir. Bir o kadar garip, bir o kadar da acı…
Makyajının bittiğini düşünüp gitmeye kalkarsa…

Derin bir hayal kırıklığı. Buruk bir hüsran. Tuhaf bir aldanış.

 Aynaya yapılan makyaj ne aynaya yakışır, ne de ayna karşısında duraklayanda kalır. Kadının yüzüne, saçlarına, kulaklarına, gözlerine yapıştırdığı ziynetler çözülür. Adımını atar atmaz, makyajı dağılır.

Ardı sıra gelmez güzelliği. Hepsi ayna üzerinde kalıverir.
Gençliğiyle ve gençliğine denk gelen güzelliğiyle övünen bir insanın da farklı bir şey yapmadığını düşünüyorum.

Söz gelimi 2008 yılında gençliği ve güzelliğiyle övünen biri, büyük bir ihtimalle 2008 yılında genç olma sırasının kendisinde olduğunu da biliyor olmalıdır. Biliyor (mu?) Sadece sıranın kendinde olduğunu.

Ama sadece sıranın kendine geldiğini. Sıra dediğin gelir de geçer de. Yirmilik delikanlı şimdi aynalara bakıp övünüyorsa, övündüğünden çok yerinme ve utanma da borçlanır.

Niye mi?

 Henüz sıranın kendisinde olmadığı, gençlik ve güzellik sırasının başkalarında olduğu, ancak bir pıhtı halinde var olabildiği, kendisini aynaların bile ciddiye almadığı, “olsa da bir olmasa da bir” “şey” olduğu o günlere, meselâ, 1988 ve önceki yıllara da yazıklanmalıdır. Ve dahi şu anın pıhtılarına, bir çiğnemlik etlerine, düşecek olsa pekâlâ çöpe atılabilir zavallı ceninlerine, meselâ 2018’lerde bir derin mahcubiyet ödeyeceğini hatırında tutmalıdır.
Zamanın üzerimizdeki hükmü bugünler için gençlik olabilir, yaşlılık da olabilir, hayat da olabilir, ölüm de olabilir, henüz doğmamışlık da olabilir.

 Bu, bir ayna yüzeyine yapıştırılmış/çizilmiş süslerden kendi yüzümüze güzellik devşirmeye benzer.

 Oysa, aynaların bize yansıttığı bize kalmayacak.. Bir başka yılın aynasında yüzümüzde kırışıklıklar olacak, daha ötede bir aynada ise üzerimize toprak yığını ve en fazla soğuk bir taş düşecek.
Nasibimiz bize kalansa, gençlik de değil nasibimiz, ihtiyarlık da... Ölüm de nasip değil, hayat da. Sahip olmak, sahip olduğumuzun bizde kalmasını, bizim de onda kalmamızı gerektirir. Ama… Zenginlik de yoksulluk da, başarı da başarısızlık da gelip geçer sadece. Bir süreliğine yanımızda tutulur hallerimiz. Karşılıklı iki trenin gelip geçişi gibi. Bir aralık. Bir anlık. Bir yan yanalık.
Şu nebevî gölge meselinde olduğu gibi: “Ben ve dünyanın misali bir ağaç gölgesinde dinlenen yolcunun misali gibidir.” Yolcu olduğunu unutup ağaç gölgesinde ebedî konaklamaya kalksan bile, gölge senin üzerinde kalmaz. Kalkar ve gider.
“Günler insanlar arasında dolaştırılır” der Kur’ân. Demek ki günler kadar asıl değiliz. Günler değil, insanlar gelip geçiyor günlerin önünden.

Sabit olan günler, insanlar değişken. Bir nöbetçi gibi şimdilik dikildiğimiz bir kulübeciktir yıllar. Halden hale yuvarlanıyor bedenlerimiz.

Eksiliyor. Eskiyor. Yaşadığımız her hâl, bize bir ara uğrayan bir misafir. Seferde hallerimiz. Bizde kalmaya kararlı değil. Vedası kavuşmasında başlıyor her lezzetin.
Saklandığımız haz kuytularında eskidiğimizi unuttururuz kendimize. Her sabahın bir bugünümüzü daha dün ettiğini bilmez gibiyiz. Her nefesin hesaptan düşüldüğünü hissetmeyiz.

Kendimizi kendi ellerimizle iteriz unutuşun kuyusuna. Kalbimize uzanan umutlar bir ucuzcu bezirgânın elleri gibi satışa götürür bizi. Avuntu köşelerinde suskun birer sürgündür sevinçlerimiz.

 Baktığımız her köşede ölü bir deniz. Sanki yüzlerimiz bin kevgir. Üst üste durmuyor haz tuğlalarımız.

 Vedaları emziriyor gözlerimiz. Ne kadar acı kaynıyor suskunluklarımızın dibinde bir bilseydik.

Gelip geçeniz biz. Dökülüyor bir bir metal sevinçlerimiz. Kısalıyor günlerimiz. Uzuyor gölgelerimiz.

 "yanaşsaydın yandaşım olsaydın bir sığınak

yağmur altında sığındığım bir kerpiç evcik

olsaydın olduğumu anlasaydım oldu olacak

  gelebilseydik bir kerecik göz göze ey yaşamak."

 (Yusuf Özkan Özburun)

 

Image and video hosting by TinyPic

"Ve'l asr. Hüsrandadır insan."

Senai Demirci

    Copyright ©2008 RAPSODİLAND™ 

October 17

Konuşulan konu 1zzkqdh

 

Alıntı

1zzkqdh

October 15

Konuşulan konu ...................................................................................

 

Alıntı

...................................................................................
         

   
June 11

Konuşulan konu Konuşulan konu SANA İHTİYACIM VAR

 

Alıntı

Konuşulan konu SANA İHTİYACIM VAR

 

Alıntı

SANA İHTİYACIM VAR
benim 

Dün gece;
Hiç olmadığım kadar ihtiyacım vardı sana!
Ağlıyordum hıçkırarak...
Yanımda olduğunu bilmek iyi gelecekti  bana , emindim..
Her canım yandığında , birine ihtiyaç duyduğumda yalnız olmayı seçen ben;

Bu defa istemedim..
Telefonu elime aldım..

Cesaretim yoktu aramaya;

Kısa bir mesajdı!
"Sana İhtiyacım var "
Sonra; ağlarken uyumuşum!
Ve sen; cevap yazmaya bile tenezzül etmemişsin..
Benim canım yanıyordu!

Ve sen hala kendi düşüncelerinde boğuluyordun!
Oysa; böyle anlarda ne önemi vardıı kırgınlığın?
"Benim sana ihtiyacım vardı"
Seninse hala susmaya!
"Şimdi bende susuyorum"
Yine tüm cümlelerimi içime sakladım!
Yine bir sürü cevapsız soru kaldı bana?
Gidiyorsun belki...
Sadece şunu söylemek istiyorum son olarak;
Benim dün geceee...

 "Sana ihtiyacım vardı"
"Seninse hala susmaya"

 

 
There are no photo albums.
No list items have been added yet.
This person's network is empty (or maybe they're keeping it private).
  • Send a private message
  • Subscribe to RSS feed
  • Tell a friend
  • Add to My MSN
  • Add to Live.com
  • Add to your network